#

SLS Gerçekten Pahalı Mı?

Eğer bilmiyorsanız söylemekte fayda var ki, SLS’in 2011’deki kabulünden bu yana, özellikle yeniden kullanılabilirlik teknolojisinin gelişmesinden sonra aldığı eleştiriler ve itiraz SLS’in maliyetine ilişkin. SLS 2011’den bu yana NASA’ya yaklaşık 25 milyar dolara mal oldu. Bu miktar, 2011’den bu yana toplam NASA bütçesinin yaklaşık %10’una, toplam ABD bütçesinin ise %0,04’üne denk geliyor.

Peki SLS’in maliyeti, diğer geçmiş NASA araçlarına göre nasıl değişti, Uzay Mekiğinden kalan teknoloji SLS’e ne kadar fayda sağlıyor, SLS’in maliyeti neden beklenenden 2 kat daha fazla ve NASA neden yeniden kullanılabilir SLS yapmadı?

Ay’a Ulaşmanın Bedeli: Apollo ve Gemini’nin Maliyeti

İlk insanı Ay’a indiren Apollo Programı ve Apollo için teknoloji testlerini içeren Gemini programı, 1961 ila 1972 arasında Amerika’ya toplam 164 Milyar dolara mal oldu. Bu miktar 1961-72 arasında toplam NASA bütçesinin yaklaşık %50sine denk geliyor. Yani NASA, aldığı her 2 dolardan 1’ini Ay’a gitmek için harcamıştı.

Ancak NASA’nın o dönemdeki amacının en kısa zamanda Ay’a gitmek olduğunu düşünürsek bu rakam çok ta garipsenecek bir miktar değil. Buna ek olarak, Uzay yarışının verdiği etkiyle beraber hem Gemini hem Apollo programların’da; Uzay Mekiği ve SLS’in aksine ön planda olan maliyet değil, zamana karşı yarıştı. Sonuç olarak tüm sebepler göz önüne alındığında bu miktar aslında oldukça normal.

Uzay Mekiğinin Pahalılığı

Uzaya erişimi daha kolaylaştırmak ve yeniden kullanılabilirlik teknolojisiyle maliyetleri azaltmayı amaçlayan Uzay Mekiği programı, pek çok yönden amacına erişememişti. İlk olarak programının başlarında her yıl 24 defa uçması planlansa da, uzay mekiği 34 yıllık süreç boyunca yılda maksimum 9 uçuş yaptı.

Bunun dışında ağır maliyet sorunları vardı. Uzay mekiğinin geliştirilmesi ve üretilmesi sürecinde, yeniden kullanılabilirlik ile maliyetlerin azaltılabileceği söylense de bu beklendiği gibi olmadı. Tasarım ve ilk üretim sürecinde Aşama B bütçe teklifi, Aşama A bütçe teklifinin belirttiği kadar ucuz değildi. Aynı şekilde, Uzay Mekiği program yöneticisi Robert Thompson, Uzay Mekiğinin teknik gereksinimlerinin yeniden kullanılmanın getirdiği maliyet düşüşüyle karşılanamayacağı, bu yüzden daha sonraki tasarım ve üretim aşamalarında birincil hedefin maliyetleri azaltmak olmayacağını söylemişti. 1972’de hazırlanan bir rapor, Uzay Mekiğinin uzaya taşınan her bir kg başına 503 dolar maliyete sahip olmasını öngörürken; 2012 yılında geliştirme maliyeti içermediği halde, programın her bir kg’ı uzaya yaklaşık 17.000 dolara taşıdığını gösterdi. Bu oran uzay mekiğinin beklenenden 34 kat daha pahalı olduğu gösteriyor.

34 yıllık Uzay mekiği programı, 2012’de tamamen sona erdiğinde Amerika’ya toplam 211 milyar dolara mal olmuştu. Bu rakam, 1972’den 2012’ye toplam NASA bütçesinin yaklaşık %25’ine denk geliyor. Yani NASA 40 yıl boyunca ortalama olarak, aldığı her 4 dolardan 1’ini Uzay Mekiğine harcadı.

Uzay mekiğinin beklenenden çok daha fazla pahalı olmasının yanı sıra ULA gibi şirketlerin geliştirdiği harcanabilir roketlerin artan cazibesinden sonra Uzay Mekiği programının maliyet ve güvenlilik gibi sebeplerden dolayı 2004 yılında sonlandırılacağı duyuruldu. O yıldan itibaren, Uzay mekiği çoğunlukla ISS’in tamamlanması için kullanıldı. ISS’in tamamlanıldığından emin olunduktan sonra, yani 2011 yılında Uzay mekiği son inişini yaptı.

Uzay mekiğinin iptali NASA için iki büyük sorun oluşturmuştu. İlk olarak ISS’e insan taşıyabilecek roket ve uzay araçları yoktu. Bu sorun Ticari İnsan Taşıma programıyla çözüldü, öyle ki artık NASA astronotlarını ISS’e taşımayı SpaceX ve Boeing üstlenmiş durumda.

İkinci büyük sorun ise Alçak Dünya Yörüngesi ve ötesine oldukça büyük oranlarda yük taşıyacak bir araçları olmayışıydı. Uzay Mekiği Alçak Dünya Yörüngesine yaklaşık 27.000 kg yük taşıyabiliyordu ve NASA bu imkanlarla beraber yörüngeye pek çok yük taşımıştı ancak programın iptali burada bir açık bıraktırdı. NASA bu sorunu, bu yazının ana konusu olan SLS ile çözdü.

SLS’in Kabulü Ve Maliyet Beklentileri

SLS, ilk olarak Eylül 2011’deki Senato-NASA toplantısı sırasında önerildi. SLS Programı adı altında, SLS roketinin 2017 yılına kadar geliştirilmesi ve uçuşa hazır hale getirilmesi için 10 milyar dolar, Takımyıldızı programından kalan Orion kapsülünün 2017’ye kadar tamamlanması için ise 6 milyar dolar, geri kalan rampa ve yer destek sistemleri için ise 2 milyar dolar olmak üzere toplam 18 milyar dolarlık bütçe alındı.

Programın sadece 18 milyar dolarlık planlanan maliyeti, 2011 yılında NASA için hazırlanan bağımsız raporda iyimser olarak yorumlandı. Yine 2011 yılında hazırlanan başka bir raporda SLS programının tamamının NASA’ya 2025 yılına kadar, geliştirilecek diğer 4 SLS versiyonunun da dahil olmak üzere sadece 41 milyar dolara mal olacağını söyledi. Peki, Saturn 5’in 50 milyar dolarlık maliyetine oranla SLS neden bu kadar az maliyete sahipti?

Aslında, SLS’in bu kadar az maliyet ve planlanan az geliştirme süresine sahip olmasının asıl sebebi oldukça basit. SLS programı 2011 yılında kabul edilirken Senato tarafından koşulan şartlardan biri de şuan kullandığı tedarikçiler ve üreticileri kullanmasıydı. Bu şart SLS’in, Uzay mekiği programının kullandığı teknolojileri kullanmasını zorunlu hale getirdi, ki Senato’nun bu kararından önce de bu planlanan bir şeydi.

Uzay mekiği parçaları 1980lerin başından beri 135 adetten fazla üretildiği için üreticiler bu parçaları hızlıca ve sorun yaşamadan üretebiliyordu. Bu yüzden SLS’te kullanılan katı yakıtlı itici, RS-25 motorları ve hidrojen bazlı yakıt tankı oldukça ucuz bir şekilde üretilebilecekti. NASA ve üreticiler buna o kadar güveniyordu ki, 2012’de SLS’in fırlatma başına maliyeti için 500 milyon dolar öngörüldü. Ancak 2021 itibariyle SLS için geliştirme maliyeti dahil olmadan beklenen fırlatma başına maliyeti 876 milyon dolar olarak öngörülüyor. Peki, ne oldu da SLS’in fırlatma maliyeti %60, geliştirme maliyeti ise şimdilik %80 daha fazla bütçeye ihtiyaç duydu?

SLS’in Maliyet Artışı

SLS’in bu büyük maliyet artışı temel olarak merkez kademelerin geliştirilmesi ve üretilmesinden kaynaklanıyor. Ekim 2018’de NASA’nın genel müfettişi, Boeing’in merkez kademe sözleşmesinin Ağustos 2018 itibariyle SLS’e harcanan bütçenin %40’ını oluşturduğunu bildirdi. 2021 yılı itibariyle, Artemis 1-2-3 de dahil olmak üzere orta kademelerin toplam maliyetini yaklaşık 9 milyar dolar olarak raporlandı. Bu sayı, başlangıçta planlanan fiyatın iki katıdır. Boeing’in bu maliyet artışının temel sebebi ise geliştirme ve üretimin sürecinde beklenenden çok daha fazla problem ve teknik sorunla karşılaşılması oldu.

Merkez kademenin 2 kat fazla fiyatı dışında, ICPS ve EUS’un geliştirilmesindeki ek maliyet ve zaman aşımları, yer destek sistemlerinin neredeyse iki katı daha fazla bütçeyle tamamlanması gibi sebeplerden dolayı SLS’in gereğinden daha fazla bütçe ve zamana ihtiyaç duymasına sebep oldu. Tüm bu sebeplerden dolayı SLS roketinin 2011’den bu yana toplam yaklaşık 22.5 milyar dolara mal olduğunu söyleyebiliriz.

YılBütçeDurum
20111.820 Milyar $Alındı
20121.755 Milyar $Alındı
20131.634 Milyar $Alındı
20141.812 Milyar $Alındı
20151.863 Milyar $Alındı
20162.160 Milyar $Alındı
20172.286 Milyar $Alındı
20182.256 Milyar $Alındı
20192.200 Milyar $Alındı
20202.525 Milyar $Alındı
20212.585 Milyar $Alındı
20222.487 Milyar $Onaylandı
2011 – 202225.380 Milyar $

Bu tabloda da görülebileceği gibi SLS, NASA’ya 2022 dahil olmak üzere itibariyle yaklaşık 25.3 milyar dolara mal oldu. SLS’in ilk uçuşunun 4 Kasım 2021 için planlandığını düşünürsek, NASA’nın SLS’i fırlatmaya hazır hale getirmesinin 22.5 milyar dolar tuttuğu söyleyebiliriz. Bu rakam, 2012’de planlanan 10 milyar doların iki katından daha fazla.

SLS’in Fırlatma Maliyetleri

SLS’in fırlatma başına maliyetin 876 milyon dolar olduğunu söylesek de, bu ilk görevler için geçerli değil. Öyle ki Artemis 1’de kullanılacak SLS’in yaklaşık 18.3 milyar dolar, Artemis 2’de kullanılacak SLS’in yaklaşık 5 milyar dolar, Artemis 3-4-5-6-7-8’de kullanılacak her bir SLS’in ise 1.2 milyar dolara mal olması bekleniyor. Peki, ilk 8 fırlatmadaki bu devasa fiyat farkı neden var?

Bu fiyat farkının temel sebebi geliştirme maliyeti. Artemis 1’de kullanılacak SLS, ilk üretilen SLS olduğu için pek çok sorunla ve çözülmesi gereken teknik çıkmazlarla karşılaşmıştı. Bu sorunların çözülmesinin getirdiği ek maliyetlerden dolayı diğerlerine göre çok daha yüksek bir maliyete sahip. Ancak Artemis 2 ve diğerlerindeki SLS’ler, Artemis 1’dekinden gelen tecrübeye göre üretildiği için çok daha az teknik sorunlarla karşılaşıyor ve bu da onların üretim maliyetini düşürüyor.

SLS’in geliştirme maliyeti, Artemis 1-2-3 arasında bölünmüş durumda. Artemis 4-5-6-7-8’de ise bu sefer Block 1B ve EUS’un geliştirme maliyeti devreye giriyor ve bu da 5 görevin toplam maliyetini 1.250 milyar dolar artırıyor. Artemis 8’den sonraki görevlerde ise muhtemelen fırlatma başına maliyet sadece 876 milyon dolara inecek. Bu fiyat, yeniden kullanılamayan ve Ay’a 45 ton taşıyabilen bir roket için gerçekten muazzam.

NASA Neden Yeniden Kullanılabilir Roket Yapmadı?

Günümüz uzay teknoloji takip herkes, SpaceX’in Falcon 9’unu veya Starship’inin yeniden kullanılabilirlik yardımıyla fiyatları oldukça aşağı çektiğini az çok farkında. Öyle ki SpaceX, Mars’a 100 ton taşıyabilen Starship’in sadece 30 milyon dolarlık fırlatma maliyetine sahip olmasını öngörüyor. Bu, Starship’in yeniden kullanılabilir ve diğer bazı yöntemlerle SLS ile arasına büyük bir uçurum açtığını gösterir. Peki, NASA neden yeniden kullanılabilir bir tasarım geliştirerek çok daha ucuz bir araç yapmadı?

Yazının bu kısmı, aslında kendi başına bir yazı olabilecek kadar derin bir konu. Ancak burayı olabildiğince kısa ve anlamlı bir şekilde anlatmaya çalışacağız. İlk olarak başlamadan söylemekte fayda var ki, NASA aslında yeniden kullanılabilirliğin babası konumunda. SpaceX ve Blue Origin’in yeniden kullanılabilirlik teknoloji temel fikri aslında uzay mekiği programına dayanıyor.

Peki, NASA neden SLS’i yeniden kullanılabilir yapmadı? SLS’i yeniden kullanılabilir yapmamalarının en temel sebebi inanılmaz boyutu. Falcon 9’un ilk aşaması 40X3,7 metre boyutundayken, SLS’in merkez kademesi 65X8,4 metre boyuta sahip. Bu boyut büyüklüğü merkez kademeyi dikey bir şekilde indirmeyi veya kurtarmayı imkansız hale getiriyor.

Ancak SRB’ler için aynı şeyi söyleyemeyiz. Uzay mekiği programında NASA, SRB’leri paraşüt yardımıyla kurtarıp tekrar kullanıyordu. Ancak SLS’te böyle bir şey söz konusu değil; çünkü kurtarılan SRB’leri onarmak ve güvenliliğinden emin olmak için harcanan bütçe, sıfırdan üretmeyle aynı masrafa geliyor. Bu yüzden NASA, SLS’in SRB’lerini yeniden kurtarmaya çalışmayacak.

Bu şartlar göz önüne alındığında, SLS’in temel tasarımının yeniden kullanılmaya uygun olmadığı oldukça açık. Yeniden kullanılabilir SLS’i yapmak için, tasarımı tamamen silip atarak sıfırdan bir tasarım geliştirmeleri gerekiyor. Aslında, SpaceX’te tam olarak bunu yaptı. SpaceX Starship üzerinde 2010’dan beri çalışıyor, 2019’daki ilk üretime kadar yetersiz olması nedeniyle 5’ten fazla kez tasarım değiştirdi. İşte tam burası NASA için imkansız. SpaceX her ne kadar hızlıca tasarım değiştirilebilse de NASA devlete bağlı olduğu için, birkaç yılda bir kongreye yeni bir tasarımla gidip birkaç on milyar dolar istemesi mümkün değil. Bu yüzden NASA, gerçekten yeni bir rokete sahip olmak istiyorsa, geleneksel yöntemleri kullanıp tamamlanması neredeyse kesin olan bir roket geliştirmek zorundaydı. Bunu üzülerek söylüyoruz ki, NASA Senato yüzünden eskisi kadar cesur değil.

Sonuç Olarak

Tüm bu yazıdan çıkan sonuç aslında SLS’in yeniden kullanılabilir olmamasına rağmen oldukça ucuz olduğu ve NASA’nın elindeki imkanlar dahilinde en iyi seçimi yaptığını söylemek olurdu. SLS, Uzay mekiğinden gelen teknolojiyi kullanarak, beklenmeyen teknik sorunlara ve bütçe aşımına rağmen, 22.5 milyar dolar gibi çok düşük bir geliştirme fiyatla 10 yıl gibi normal bir sürede uçuşa hazır hale getirildi. 2024 ila 2030 arasında, fırlatma başına 1,2 milyar dolar gibi fiyatla Ay’a 45 ton taşıyabilecek SLS; insanlığı kalıcı olarak Ay’a geri götürecek ve ikinci uzay çağını başlatmış olacak…

#SLSGANG