#

Uzaya çıkan ilk maymun Ham’in hikayesi

Fotoğrafta gördüğünüz, Temmuz 1957’de günümüzün Kamerun’unda doğan Ham isimli bu şempanze, sadece 4 yıl içinde maymunlar, yani Simiyen infratakımının en büyük başarılarından birisinde rol alacağını bilmiyordu. Daha ufacıkken hayvan kaçakçıları tarafından ağlarla yakalanıp Amerika Birleşik Devletlerinin Miami kentinde bulunan bir Nadir Kuş Çiftliği’ne satıldı. Yaşam alanından çok uzaklara giden bu maymun 1959 Temmuz ayında Holloman Hava Kuvvetleri Üssü tarafından satın alındı. Alında Holloman’da 40 şempanze adayı vardı. Değerlendirme sonrasında aday sayısı öncelikle 18’e sonrasında 6’ya düştü. Ham aslında uçuşundan önce resmi olarak 65 numara olarak biliniyordu ve başarılı uçuşundan sonra sadece Ham’e isim verildi. Bunun nedeni yetkililerin isimlendirilmiş bir şempanzenin öldüğünde oluşacak kötü basını istememeleriydi.

Eğitimi

1959 yılının Temmuz ayından itibaren, iki yaşındaki şempanze, Holloman Hava Kuvvetleri Üssü Havacılık Tıp Sahası Laboratuvarı’nda nörobilimci Joseph V. Brady’nin yönetiminde çok basit bir iş yapmak için eğitildi. Ham’in görevi belli sesler çıktığında ve belli renkteki ışıklar yandığında belli düğmeleri basmak ve kolları çekmekti. Eğer verilen görevleri doğru yaparsa bir muz ile ödüllendiriliyor, eğer yapmazsa ayaklarından verilecek elektrik şokuyla cezalandırılıyordu. Bu sayede bilim insanları insanların uzayda bilişsel performanslarını ne düzeyde kaybedip etmeyeceklerini öğrenebilirdi.

Uçuş

Uçuş tespit edilen hatalar ve yaşanan aksaklıklar sebebiyle ardı ardına ertlemeler yaşadı. Fakat sonunda o gün gelmişti 31 Ocak 1961’de Ham MR-2 isimli bir Merkür görevi uçuşuyla, Florida’nın Cape Ceneveral üssünden uzaya fırlatıldı. Yer kontrol merkezinde bulunan bakıcıları uçuş boyunca Ham’in üzerindeki sensörler sayesinde Ham’in sağlık verilerini kontrol etti. Ham uçuşta 17G’ye varan ivmeler deneyimledi. Fakat belli ki yaşanan sorunlar tam olarak giderilememişti.

Öncelikle fırlatma açısı beklenenin üzerine çıktı ardından roketten ayrılma sekansı olması gerekenden erken gerçekleşti. Bunun sonucunda Ham normalde saatte 7000 kilometre hızla gitmesi gerekirken saatte 8200 kilometreyi aştı. Bu anormallikler sonucunda oluşan titreşimlerden ötürü hava giriş valflerinden biri erken açıldı. Bu hatalar sonucu Ham’in ağırlıksız olarak geçirmesi gereken süre 4.9 dakikadan 6.6 dakikaya çıktı. Uçuş süresi ise 14,25 dakikadan 16,5 dakikaya çıktı. Bir diğer hata sonucu kabin basıncı hızla düşmeye başladı. Neyse ki basıncın tamamı kaybedilmedi ve Ham uçuş kıyafeti sayesinde dikkate değer bir hasar almadı. İniş zamanı gelmişti, Ham 16 dakika 39 saniyelik uçuşunun ardından Atlas okyanusuna başarılı bir iniş yaptı. Fakat burada da bir sorun vardı, Ham kalkış noktasından 466 kilometre uzağa inmeliydi ancak yaşanan sorunlar nedeniyle 679 kilometre uzağa iniş yaptı. Bu, kurtarma gemilerinin 2 saatte kat edebileceği bir mesafeydi. Dolayısıyla donanmadan yardım istenilerek Ham’e en yakın yerden bir helikopter havalandırıldı. Bu karar hayat bir karardı çünkü helikopter kapsüle ulaştığında kapsül çoktan yan yatmış ve erken açılan valf nedeniyle 360 litre su almıştı.

Uçuş sonrası

5 Nisan 1963’te Ham, Washington DC’deki Ulusal Hayvanat Bahçesi’ne transfer edildi. Burada 17 yıl ardından 25 Eylül 1980’de Kuzey Karolina Hayvanat Bahçesine götürüldü ve 26 yaşında hayata gözlerini yumdu. 19 Ocak 1983’teki ölümünden sonra Ham’ın cesedi, otopsi için Silahlı Kuvvetler Patoloji Enstitüsü’ne verildi. O zamanki sahipleri Sovyetler Birliği’nin uzay köpekleri Belka ve Stelka’ya yaptığı gibi Ham’i dondurup Smithsonian Enstitüsü’nde sergilemeyi planladılar; fakat halkın olumsuz tepkisi üzerine bu plandan vazgeçilerek Ham New Mexico, Alamogordo’daki Uluslararası Uzay Onur Listesi’ne gömüldü. İskeleti ise Ulusal Sağlık ve Tıp Müzesi koleksiyonunda sergilenmek üzere, Washington, DC yakınlarındaki Maryland’daki Silver Spring’e götürüldü.

Öneri Video

Kaynakça;