#

Lunokhod – Roverların atası Rus roverları

Soğuk savaşın yeni yeni başladığı 1950’lerin sonunda uzay resmen Amerika ile Sovyet’lerin savaştığı bir savaş arenası halini aldı. İki tarafta birbirinden önce Ay’a ulaşmayı hedefliyordu fakat Rusya açık ara farkla önde gidiyordu. İlk yapay uyduyu fırlatan ve ilk insanı uzaya gönderen Ruslar olduğu için Amerika hırslanmıştı. John F. Keneddy, Amerika’nın önümüzdeki 10 yıl içinde Ay’a ayak basacağını duyurduğunda Ruslar da kolları sıvamıştı. Fakat Rusların tek amacı Ay’a insan indirmek değil gibi gözüküyordu..

Bugün konumuz Rusların Ay’a ulaşmak için gönderdikleri Ay robotları olan Lunokhod’lar. Uzay Çağında Yolculuk yazar ekibi olarak iyi okumalar dileriz!

Lunokhod Projesinin Başlaması

Hızlı bir şekilde ilerleyen Rus uzay çalışmalarının başındaki Sergei Korolev’in aklında Ay’a sadece insan göndermek yoktu. Ay yüzeyinde kalıcı bir Sovyet üssü kurmayı hayal eden Sergei Korolev’in en büyük sorunlarından biri de Ay yüzeyi hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasıydı. Hem insanlı iniş, hem de kalıcı bir yerleşim üssü inşa etmek için yüzeyin yapısını bilmek ve iniş/hareket sistemlerini buna göre tasarlamak gerekiyordu. Bu bilgileri sağlamak için bir insansız uzay aracı tasarlama kararı alındı ve proje resmi olarak başladı.

Uzaya çıkan ilk insan Yuri Gagarin (solda) ve Sergei Korolev (sağda)

Aracın Yapım Süreci

Lunokhod adı verilen ay aracının tasarlanması sırasında uzmanların aşması gereken sorunlar vardı. Tasarlamaları gereken araç Dünya’dan yaklaşık 384.000 km uzakta, henüz özelliklerini tam olarak bilmedikleri bir yüzeyde, Dünya’nın 1/6 yerçekiminde çalışacak ve uzaktan kumanda edilecekti. Mühendisler ilk olarak aracın nasıl hareket etmesi gerektiğini bulmaya yöneldiler. Paletlerden sürünerek ilerleyen mekanizmalara kadar pek çok tasarımı farklı yüzey şekillerinde denendi. Hatta insan gibi yürüyecek bir tasarım üzerinde dahi çalışıldı. Testlerin sonucunda seçenekler tekerlek ve palet şeklinde ikiye düşürüldü.

Paletli araçlar üzerinde yapılan denemeler sırasında, paletlerin sistemden çok fazla güç çekeceğini anladılar. Aracı hareket ettirmek için motorlar en az 300 Watt güce ihtiyaç duyuyordu. Lunokhod ise tüm sistemleri kullanmak için sadece 180 Watt elektrik üretebiliyordu. Ayrıca paletlerin sıkışması yada mekanizmanın toz veya taş gibi nesnelerle tıkanması nedeni ile aracın tamamen hareketsiz kalması riski mevcuttu. Araştırmalar ve hesaplamalar sonrasında çok tekerli bir sistemin hem enerji tasarrufu açısından hem de güvenlik açısından ideal olduğuna karar verildi. Toplamda 8 tekerli olması planlanan Lunokhod, bu sayede görevi sırasında tekerlerinden biri yada birkaçı zarar görse bile hareket etmeye devam edebilecekti. Sırada aracın gövdesini yapmak vardı.

Olabildiğince hafif ancak bir o kadar da darbelere ve radyasyona karşı dayanıklı olması gereken gövde için o zamanlar askeri bir sır olan titanyum/alüminyum’dan yapılma bir gövde olmasına karar verdiler. Aracın yapısal tasarımı devam ederken, bir başka grup ise sistemlerin kontrolü üzerinde çalışmaya başladı. Dünya ile Ay arasındaki mesafeden dolayı verilen bir komut araca hemen ulaşamayacak ve aracın durumu ve konumu gibi bilgilerde yer kontrol merkezine anında ulaşamayacaktı. Robotik bir sistemin gecikmeli komutasına uygun kumanda sistemleri geliştirildikten sonra 1964 yılında test aracı Rusya’daki volkanik bir alana götürülüp test edildi. Ay yüzeyine en çok benzeyen yer olduğu düşünülen çorak topraklarda yapılan mekanik ve komuta testleri sonrasında Lunokhod’un hareket ve kontrol sistemlerini içeren yapısal tasarımının, görevi yapabilecek olgunluğa ulaştığına karar verildi. Artık sırada sistemin elektronik ve bilimsel kısmının tamamlanması vardı.

Bunun içinse proje, 1965 yılında Moskova’daki bir enstitüye teslim edildi. Uzay ve Ay sondaları tasarlamak ve üretmek konusunda deneyimli olan merkez, Lunokhod’un iniş anını ve indikten sonra bilimsel araştırmalarda kullanacağı sistemleri tasarlayıp üretecekti. Alüminyum ve titanyumdan yapılma devasa bir düdüklü tencereyi anımsatan dış kabuk sistemi uzayın etkilerinden ve Ay gecelerinden koruyacaktı. Tencerenin üst kısmında sistemin ihtiyaç duyacağı elektrik enerjisini sağlayacak olan güneş panellerinin bulunduğu bir kapak bulunuyordu. Kapak aynı zamanda Ay gecelerinde kapanarak sistemin soğumasını engelleyen bir bariyer vaziyetini almıştı. Ayrıca aracın Ay gecelerinde donmamasını sağlamak için nükleer özellikli Polonyum 210 ile çalışan bir ısı bataryası kullanıyordu. Bu şekilde Lunokhod, geceleri -200 C°ye kadar düşen sıcaklıklarda hayatta kalmayı başarabilecekti. Proje gerekli bilimsel ve kontrol ekipmanlarının hazırlanması ile sorunsuz bir şekilde ilerliyordu.

Lunokhod

Korolyov’un ölümü/Rusların Geri kalması

Ancak Rusların ay programı dahil olmak üzere tüm uzay programında gerilemesinin diğer sebeplerinden birisi, Rus uzay programının başında olan Sergei Korolev’in ölümü oldu. Korolev öldüğü için Rus uzay yarışında koordinatörlük azaldı ve işler aksamaya başladı. Aradan geçen birkaç gün sonunda Ruslar yeniden toparlanmaya karar verdiler ve Lunokhod üzerinde hiç olmadıkları kadar yoğunlaştılar.

Lunokhod Fırlatılıyor / Hayal Kırıklığı

Rusların araç üzerinde büyük işlemler yapması sonucu aracın imalatı bitti. Aracın Ay’a fırlatılması için yeşil ışık yakıldı ve araç bir Proton roketine yerleştirildi. 1969 yılın 19 Şubatta roket sorunsuz bir şekilde motorları ateşlemiş ve fırlatıldığı Baykonour Üssü’nden uzaklaşmaya başlamıştı. Fakat hiçbir şey beklendiği gibi gitmedi. Roket uçuşun 51. saniyesinde basınca dayanamadı. Yük kaplamalarının parçalanmasıyla birlikte roket patladı. Neredeyse 10 yıldır uğraşılan bu araç, saniyeler içinde yok olmuştu.

Rusların Uzay Yarışını Kaybedişi / Gelecekteki Lunokhod Görevleri

20 Temmuz 1969’da Amerikalıların Ay’a ayak basmasıyla Sovyet Rusya uzay yarışında çok büyük bir yara almıştı. Sovyetler’in en kısa zamanda bir karşılık vermesi gerekiyordu ve bu karşılık yine ay aracı Lunokhod olacaktı. Yeniden büyük zorluklarla inşa edilen araç, 10 Kasım 1970’te Ay’a gitmesi için tekrar fırlatıldı. Bu defa sorunsuz havalanan roket, aracı başarılı bir şekilde Ay’a taşıdı ve 17 Kasım 1970’te uzay tarihinde ilk defa uzaktan kumanda edilen bir araç Dünya dışı bir nesneye yani Ay’a başarılı bir şekilde iniş yaptı. Rusya henüz Ay’a insan gönderememişti ancak yarıştan hala tamamen vazgeçmediğini Dünya’ya göstermişti. Başarılı bir şekilde Ay yüzeyine inen araç, üzerindeki Spektrometre, X ışını teleskopu, zemin analiz sondası ve kozmik ışın algılayıcısı gibi pek çok bilimsel cihazı kullanarak seyahat ettiği bölgelerde Ay hakkında önemli bilgiler toplamaya başladı. Ayrıca indiği bölgeye ait 20 bine yakın görüntü yakaladı. 1 ay çalışması planlanan Lunokhod, planlanan görev süresinin 11 katı bir süre boyunca (neredeyse 1 yıl) yani 321 gün çalıştı. Bu süre zarfında Ay yüzeyinde 10.5 Km hareket etti. Fakat ilerleyen günlerde Lunokhod için trajik bir olay yaşandı. Kendisini Ay’ın soğuğundan koruyan cihaz pilini tükettiği için kapanmak zorunda kaldı. Lunokhod o günden sonra bir daha çalışamadı.

Ama Ruslar için hiçbir şeyin sonu yoktu. Ruslar Lunokhod 2’yi yapmak istediler. Lunokhod 2 başarılı bir şekilde ay yüzeyine indirildi. Yaklaşık 4 ay boyunca 39 Km seyahat edip araştırmalar yapan araç, aynı zamanda Fransızlar ile birlikte geliştirilen bir proje ile, üzerinde taşıdığı lazer yansıtıcısı ile, Dünya ve Ay arasındaki mesafenin hassas ölçülerini aldı. Bu aracın çalışması, bir Ay gecesindeki soğuk havayı atlatamadığı için erken bitirilmek zorunda kalındı.

1977’de fırlatılması planlanan 3. araç, Amerika’nın Ay yarışını resmen kazandığı için yapılmama kararı alındı. Hatta Lunokhod aracının bir sonraki görevi ise Çernobil nükleer patlamasından sonra santraldeki tehlikeli radyasyonları temizlemekti

SON

Rusya ilk uzay yarışını kaybetmiş olabilir. Fakat bu bambaşka bir devir yaratmadığı anlamına gelmez. Yapılmasında çok zorluk çekilen ve her an vazgeçilebilecek olan bu Lunokhod projesi bizlere rover devrini başlattı. Belki de Mars hakkında detaylı bilgiler elde etmemizi bu temel tasarıma borçluyuz.

Lunokhod’un iniş animasyonu