#

UZAY BOŞLUĞUNDA BİLE HAYATTA KALABİLEN HAYVAN

DÜNYANIN BİLİNEN EN DAYANIKLI HAYVANI , TARDİGRADLAR…

Dayanıklıkları ile ünlenmiş bu hayvanları gelin daha yakından tanıyalım.

Tardigradlar, 8 tane bacağı olan omurgasız canlılardır. Vücutları silindir şeklindedir ve vücutlarından bağımsız hareket edebilen bir kafaları ve gözleri vardır. Boyları yarım mm ve 1 mm’ye kadar değişebilir. Solunum organları yoktur, vücut hücreleri sabittir. 1150 türü bulunur.

NASIL KEŞİF EDİLDİLER ?

Bu minik canlıları 1773’te Alman Zoolog August Ephraim Goeze keşfetmiştir. Latincede yavaş yürüyen anlamına gelen isimlerini ise İtalyan Biyolog Lazzaro Spallanzai’den almışlardır. Aynı zamanda Tardigradlar’ı keşfeden zoolog onları minik ayılara benzettiği için “Su Ayısı” olarak bilinmektedirler.

Mutlak sıfıra yakın sıcaklıklarda hayatta kalabilirler. Suyun kaynama noktasının ötesinde ısıya dayanabilirler. (-270/150°). Uzay boşluğunu, insanlar için ölümcül olabilecek radyasyon dozlarını ve zorlayıcı bütün koşulları görmezden gelebilirler.

BUNU NASIL YAPIYORLAR?

Vücutlarında bulunan ve DNA’larını toprakta, suda ve bitki örtüsünde bulunan iyonlaştırıcı radyasyon gibi şeylerden zarar görmekten koruyan Dsup (“hasar baskılayıcı”nın kısaltması) adı verilen benzersiz bir proteinden kaynaklanmaktadır.

Başka bir hayat hileleri de bir çeşit kış uykusuna yatmaları. “Tun” adı verilen Kriptobiyotik bir duruma geçebiliyorlar. Bu şekilde onlarca yıl hayatta kalabiliyorlar. Yapılan bir deneyde 30 yıl boyunca hiçbir şey yemeden içmeden Tun durumunda kalan bir Tardigrad uyandıktan sonra ilk 21 gün tamamen normal yaşamına dönüyor ve 22. gün üç tane yumurta üretiyor. Daha sonraki günlerde 19 yeni yumurta daha üretiyor. Yani 30 yıl uykuda kalan bu canlı 30 günde eski yaşamına dönüp çoluk çocuğa karışıp mutlu bir yaşam sürebiliyor.

GELELİM BU MİNİKLERİN UZAY YOLCULUKLARINA

İlk olarak ISS’e gönderilmişlerdi.
2007 Eylül ayında ESA tarafından FOTON-M3 uzay aracı ile alçak dünya yörüngesine 3000 tane Tardigrad gönderildi. 12 gün boyunca kozmik radyasyon ,vakum koşulları yüksek ve düşük sıcaklıklara maruz kalmışlar ve yüzde 68’i Dünya’ya döndükten sonra sağlıklı bir şekilde yaşamış en önemlisi de ‘’yumurtlayıp, çoğalmaya devam etmişlerdir’’. Böylelikle koruyucu herhangi bir şey olmadan ‘şimdilik’ uzayda hayatta kalabilen ilk ve tek hayvan unvanını aldılar.

Foton-M3 uzay aracında bulunan Biopan deney düzeneği, su ayılarının zorlayıcı uzay koşullarına doğrudan maruz kalabilmesi için tasarlandı.

2011 yılında İtalyan bilim insanları son uzay mekiği seferine yine bir deney için Tardigrad
gönderdiler ve bu deneyden sonra uzay araştırmaları için çok yararlı bir hayvan
olabileceği açıkladılar.

Yine 2011 de Mars uydularında biri olan Phobos’a gönderilmek üzere Rus Fobos-Grunt
aracı ile yolculuğa çıktılar fakat Alçak Dünya Yörüngesi’nden Mars’a yönelemedi ve 2 ay sonra Pasifik Okyanusu’na düştü.

11 Nisan 2019’da 3 İsrailli mühendisin geliştirdiği Beresheet adında ‘özel bir araç’ ile
yanlarında insanlık hakkında bilgi veren dijitalize edilmiş 30 milyon sayfa kütüphane ve yine insanlara ait DNA örnekleri ile beraber Ay’a gönderildiler. Fakat üzücü bir şekilde araç tam alçalırken Dünya ile bağlantı kesildi ve inişe saniyeler kala parçalanarak Ay yüzeyine düştüler.

Peki ya minik su ayılarına ne olmuştu? Ölmüşler miydi? Yaşayıp yaşamadıkları
bilinmese de yaşadıklarını umut ederek insanlığın Dünya dışına başka bir canlı
gönderme istekliliği devam etti. Mars’ı Tardigradlarla kolonize etme konusunda son yıllarda birçok öneri yapıldı ve bu konuda tartışmalar hâlâ sürüyor…

Bu konudaki en çarpıcı ve ilginç öneri ise UC Santa Barbara Üniversitesi’nden
geldi. Bu sefer minik dayanıklı arkadaşları başka gezegene yada uyduya değil, başka bir
yıldız sistemine
göndermek istiyorlar.

Kulağa çılgınca gelebilir ama bu fikrin bilimsel ve teknolojik yöntemleri ayrıntılı bir şekilde
açıklandı. Joel Rothman, Philip Rubin ve bir grup bilim insanı bu konuda bir öneri hazırladılar. Bize en yakın yıldıza 20 yılda gidebileceğimizi söylüyorlar. 20 yıl!

Geleneksel yöntemlerle yani roket yakıtlarıyla 20 yıl gibi bir sürede gidilmesi
imkansız.

NASIL BİR YÖNTEMLE GİDİLMESİNİ PLANLIYORLAR?

Starlight adı verilen bu deneysel projede itki gücü olarak roket yakıtını değil ışığı kullanmayı planlıyorlar. DEEP-IN adını verdikleri lazer ışınıyla uzay aracını ışık hızının beşte birine ulaşmayı hedefliyorlar. En fazla bir DVD boyutunda olması planlanan uzay aracının astronotlarının ise C. Elegans ya da Tardigradların olması planlanıyor.

Bu minik astronotlar uzay aracına yerleştirilmeden önce yukarıda bahsettiğim Tun
durumuna geçirilecekler. Uzay aracı hedeflenen yere yaklaştığında gemideki plütonyumun ısısıyla uyanacaklar ve çeşitli sensörler tarafından izlenecekler. Ve daha sonra ürettikleri veriler Dünya’ya geri dönecek. Plan bu…

“Dünyasal kökenlerinden ışık hızına yakın bir hızla ulaşırken, öğrenilmiş davranışlarını ne kadar iyi hatırladıklarını ve metabolizmalarını, fizyolojilerini, nörolojik işlemlerini, üremelerini ve yaşlanmalarını inceleyebiliriz” diyor projedeki bilim insanlarından olan Joel Rothman. Proje başarılı olursa uzun yıldızlararası yolculuğun hayvan biyolojisi üzerindeki etkisini ve insanlar üzerinde oluşması muhtemel etkileri öğrenmemizde birçok ipucu verecek.

Vakum uzaydaki tardigradı resmeden bir çizim.
kaynak: Clara Lobsterphone